Yoksulluk, din ve manevi danışmanlık disiplinleri arasında, bireyin refahı ve psikolojik dayanıklılığı bağlamında köklü bir etkileşim bulunmaktadır. Yoksulluğu yalnızca maddi kaynakların yetersizliğiyle sınırlı bir ekonomik problem olarak değil; ruhsal, duygusal ve manevi boyutları kapsayan çok katmanlı bir mahrumiyet olgusu olarak ele almak gerekmektedir. Literatürdeki psikolojik ve epidemiyolojik araştırmalar, düşük sosyoekonomik düzeyin bireylerin ruhsal esenliği üzerinde kısıtlayıcı bir rol oynadığını; özellikle depresif bozukluklar, anksiyete, kronik stres ve öz değer kaybı gibi riskleri belirgin şekilde artırdığını ortaya koymaktadır. Bu zorlu tablo karşısında din ve maneviyat, yoksullukla mücadelede stratejik bir "bilişsel sermaye" ve koruyucu destek kaynağı olarak işlev görmektedir. İnanç sistemleri, bireylere yaşadıkları yoksunlukları anlamlandırma (teodise) imkânı sunarak; umut, teselli ve ontolojik güvenlik sağlamakta, bu da yoksulluğun yıkıcı etkilerine karşı psikolojik direnci güçlendirmektedir. Ayrıca İslamiyet özelinde zekât, sadaka ve vakıf gibi müesseseler, toplumsal dayanışmayı tesis ederek yoksulların sosyal dışlanma hissini hafifletmektedir. Çalışma kapsamında, manevi danışmanlık hizmetlerinin yoksullukla mücadelede bireylere sağladığı psikososyal ve ruhsal destek mekanizmaları analiz edilmektedir. Sonuç olarak, yoksullukla mücadelenin yalnızca makroekonomik araçlarla değil, inanç ve maneviyat temelli profesyonel danışmanlık pratikleriyle desteklenmesinin yaşam kalitesini artırmada kritik öneme sahip olduğu vurgulanmaktadır. Bu bütüncül yaklaşım, dezavantajlı grupların ruh sağlığını korumada ve toplumsal adaletin sağlanmasında tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Din, Psikoloji, Maneviyat, Manevi Danışmanlık.